Öğrenci Hayatı=Sınav

Bir öğrencinin ilköğretimden başlayarak dört yıllık bir fakülteden mezun olana dek zorunlu olarak girip başarı göstermesi gereken asgari sınav sayısının 739 olduğu, bir yılda ortalama 46.18 sınava girdiği belirlendi. Uzman psikolog Emin Dönmez, sınav o

Öğrenci Hayatı=Sınav

Bir öğrencinin ilköğretimden başlayarak dört yıllık bir fakülteden mezun olana dek zorunlu olarak girip başarı göstermesi gereken asgari sınav sayısının 739 olduğu, bir yılda ortalama 46.18 sınava girdiği belirlendi. Uzman psikolog Emin Dönmez, sınav o

09 Haziran 2009 Salı 13:20
8 Okunma
Öğrenci Hayatı=Sınav
Bir öğrencinin ilköğretimden başlayarak dört yıllık bir fakülteden mezun olana dek zorunlu olarak girip başarı göstermesi gereken asgari sınav sayısının 739 olduğu, bir yılda ortalama 46.18 sınava girdiği belirlendi. Uzman psikolog Emin Dönmez, sınav odaklı sistemin “teknik insan” yetiştirmeye yönelik ezberci bir sistem olduğunu ifade ederek “Bu sistemin hiçbir insani, bilimsel ve kalıcı yanı yoktur. Ezbere odaklı olduğu için değerlendirme, düşünme ve problem çözme gibi becerileri içinde barındırmaz. Bu sistem ‘sorun çözmeyi değil soru çözmeyi’ amaçlar” dedi. Dönmez, “Sınav odaklı eğitimde başarının yalnızca sınav kazanma üzerinden değerlendirilmesinin öğrencinin gelişimini olumsuz yönde etkilediğini” belirtti. Eğitim-Sen 2 No’lu Şube tarafından yapılan araştırmaya göre 1975-1976 yılları arasında 157 özel dershane bulunduğu ve 45 bin 582 öğrencinin dershaneye gittiği; 2008-2009 yılları arasında ise dershane sayısının 4 bin 200’e, dershaneye giden öğrenci sayısının ise 1 milyon 150 bine ulaştığı belirtildi. Yaratıcılık ölüyor Eğitim-Sen 2 No’lu Şube Başkanı Mustafa Kovanlık yaptıkları araştırmanın, deneme sınavları, performans proje ödevleri ile birlikte sınav sayısının binin üzerine çıktığını dile getirerek “Seviye Belirleme Sınavı (SBS) sayısının artması, sınava ve dershaneye bağımlılığı azaltmak yerine daha da arttırmıştır” dedi. Cumhuriyet Gazetesi'nden Meliha Akgün'ün haberine göre, Türkiye’deki mevcut eğitim sisteminin, öğrencilerin bedensel, düşünsel, kültürel ve ruhsal gelişimini bir bütün olarak değerlendirmek yerine, öğrencileri ilköğretimden itibaren bitimsiz bir sınav maratonuna soktuğunu vurgulayan Kovanlık, “Başarıyı, doğru yanıtlanan sınav sorusuna endeksleyen sistem, kolektif çalışma, yaratıcı ve analitik düşünme gibi yetilerin gelişimini engellemektedir. ‘Ne kadar çok test sorusu çözersen o kadar başarılısın’ mantığı, öğrencileri birbiri ile rekabete de itmektedir” diye konuştu. Dershanelerin sistemin “zorunlu parçası” haline geldiğini vurgulayan Kovanlık, özel dershanelerin ve özel dershaneye giden öğrencilerin sayısının yıllar itibarıyla dramatik bir artış gösterdiğine dikkat çekerek, şöyle devam etti: “Öğrencilerin bütünsel gelişimi engelleyen bu sistem dershanecilik sistemini beslemekte ve eğitimin ticarileştirilmesine hizmet etmektedir. Sistem, dershanelere başvurmak dışında seçeneği kalmayan veliler için de büyük bir maliyet oluşturmaktadır. Bunun yerine herkese ilgi ve yeteneğine göre ve herkesin ihtiyacı ölçüsünde eğitim olanağından yararlanmaları sağlanmalıdır.” ‘Amaç sorun çözmek değil soru çözmek’ Uzman psikolog Emin Dönmez, sınav odaklı eğitimde başarının yalnızca “sınav kazanma” üzerinden değerlendirilmesinin, öğrencinin gelişimini olumsuz yönde etkilediğini söyledi. Sınavın araç olmaktan çıkıp amaç olmaya başlaması halinde ciddi sorunların ortaya çıktığını ifade eden Dönmez, “Sınav odaklı eğitim bireyler arası ilişkileri, kişisel ve psikolojik gelişimi etkilemektedir. Yarış atı gibi yetiştirilen öğrenciler, durumu gereği ben merkezci olurlar ve hayatın merkezine sınavları alırlar. Sosyal yaşamdan uzak kalan ve bu dönemde kimlik oluşturma çabasında olan ergenler kendilerini baskı altında hissederek sağlıklı bir kimlik oluşturmadan mahrum kalırlar” dedi. Hürriyet
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.